Bilgilendirme : Bu konu 4028 gün önce başlatıldı . Konu başlangınç tarihi güncel değilse Konu güncelliğini yitirmiş yada bu konu ile ilgili son cevap yazılmış olabilir. Eğer yazınız doğrudan bu konu ile ilgili değil ise yeni bir konu başlatmanızı tavsiye ederiz....
KOYUNLARIN KÖPEKLERDEN FAZLA OLMASININ NEDENİ..!
Hz.Mevlana seher vakti uykusunu şöyle izah eder:
Sabaha karşı seher vakti bereket vaktidir.
Sabahın nasıl bir bereket vakti olduğunu, sabahta uyanık olanların nasıl bir berekete nail olduklarını Hz.Mevlana verdiği bir cevapta şöyle ifade eder.
Adamın biri sorar ?
Efendim der, koyun nesli hem kasaplık hem de kurbanlık olarak kesildiği halde bir türlü tükenmez, aksine daha da çoğalıp devam eder.
Ama köpek nesli hem de birkaç tane birden
Bu konu 401024 kez görüntülendi 298 yorum aldı ...
Kıssadan Hisse
401024 Reviews
-
28.Haziran.2015, 13:12
#1
- Offline
Uye No : 15638
HABBÂB BİN ERET (R.A.)
Habbâb bin Eret (r.a.) câhiliye devrinde bir harpte esir düşüp Mekke-i Mükerreme’de, Huzâa kabilesinden Ümmü Enmâr’a köle olarak satılmıştı.
İslâm ile ilk şereflenenlerin altıncısıdır. İlk defa imânını açıkça bildiren ve bu yüzden şiddetli işkenceye uğrayan odur. Hz. Bilâl, Hz. Ammâr gibi diğer bazı müminler de imanlarından dolayı işkenceye uğramışlarsa da Hz. Habbâb ilktir.
Yapılan bir işkenceyi şöyle anlatmıştır: “Bir gün benim için hususi olarak bir ateş yakıldı. Korlardan bir tanesi sırtıma konuldu. Onu sırtımın yağları söndürdü.”
Habbâb (r.a.) demirci idi. Kendisini köle olarak satın alan Ümmü Enmar bir demir parçasını ateşte kızdırıp onu Habbâb’ın (r.a.) başına yapıştırarak işkence ederdi. Bir gün Habbâb (r.a.) Resûlullâh’a (sav.) halinden şikâyette bulundu. “İlâhî, Habbâb’a yardım et” diye duâ buyurdu. Habbâb’ın sahibi Ümmü Enmar bir baş ağrısına tutuldu. Iztırabından köpek gibi ulumağa başladı. Kendisine dağlanmayı ilaç olarak tavsiye ettiler. Bunun üzerine Habbâb’a (r.a.) emreder, o da kızgın demir ile onun başını dağlardı.
Hz. Habbâb (r.a.) Bedir’den itibaren bütün harplerde bulunmuştur. Medîne-i Münevvere’ye hicret edilince Resûlullâh (sav.) kendisini Ensâr’dan Cebr bin Atîk (r.a.) ile kardeş etmiştir.
Hulefâ-yı Râşidîn devrindeki fetihlere katılmış ve pek büyük kahramanlıkları görülmüştür.
Âhir ömründe Kûfe’de ikâmet etmiş, ağır bir hastalıktan sonra hicrî 37 senesinde 63 yaşında vefat etmiş, cenaze namazını Hz. Ali (k.v.) kıldırmıştır.
Hastalığında çektiği ıztırabın şiddetini şöyle ifade etmiştir: “Resûlullâh Efendimiz (sav.) ölmek için duâ etmekten bizi nehiy buyurmuş olmasaydı, öleyim diye duâ ederdim.”
Vefatından sonra Hz. Ali (k.v.) kabrinin yanından geçerken: “Allâhü Teâlâ Habbâb’a rahmet etsin. Dini sevip arzu ederek Müslüman oldu, gönül rızasıyla muhâcir oldu, bütün ömrü cihad ile geçti, yıllarca vücudu ızdırâb çekti. Allâhü Teâlâ onun ecrini elbette zayi etmez.” buyurmuşlardır.
selam ve dua ile..
Konu Bilgileri
Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar
Şu an 4 kullanıcı var. (0 üye ve 4 konuk)
Bu Konudaki Etiketler
Yetkileriniz
- Konu Acma Yetkiniz Yok
- Cevap Yazma Yetkiniz Yok
- Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
- Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
-
Forum Kuralları