MESCİDE GİDEN, CEMAATİ KAÇIRSA DA AYNI SEVÂBI ALIR
Saîd ibni’l-Müseyyeb (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır.
Ensardan bir zat vefat edeceği sırada âilesine: “Evde kim var?” diye sorunca: “Âilen, kardeşlerin ve mescid arkadaşların var” dediler. Bunun üzerine o: “Beni kaldırın” deyince içlerinden biri onu kendisine yasladı. Derken o, gözlerini açıp cemaate selam verdi, onlar da selâmını iade ettiler, o da kendilerine hayır duada bulundu ve şöyle hitap etti. “Bugün ben size bir hadis anlatacağım ki Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) den duyduğumdan beri Allâh rızâsı için onu kimseye anlatmamıştım. Ama bugün onu size Allâh rızâsı için anlatacağım.
AFFEDİLMİŞ OLARAK DÖNER
Ben Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) i şöyle buyururken işittim. “Herkim evinde abdest alır, abdesti de güzel alır, sonra mescide çıkar da Müslümanların cemaati içerisinde namaz kılarsa (o yolda yürürken) mescide varıncaya kadar sağ ayağını kaldırmaz ki karşılığında Allâh-u Teâlâ ona bir sevap yazmasın, sol ayağını (yere) koymaz ki ona mukabil Allâh-u Teâlâ ondan bir günah düşürmesin. Artık o, imamın namazıyla kılarsa, affedilmiş olarak geri döner. Ama bir kısmına yetişir de bir kısmını kaçırırsa yine böyle olur. Fakat o namaza yetiştiğinde, o namaz kılınmışsa o da rukû’unu ve secdesini tamamla(yarak tek başına mescitte kıla)rsa yine böylece olur.” (Beyhakî, Şu‘abu’l-îmân, no:2633, 4/356; es-Sünenü’l-kübrâ, 3/69; Ebû Dâvûd, Salât:51, no:563, 1/209)
ECRİNİN BİR MİSLİ VERİLİR
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Her kim abdestini güzel alır da sonra mescide gittiğinde insanları namazı bitirmiş bulursa, Allâh-u Teâlâ ona, namazı cemaatle kılanların ecrinin bir mislini verir. Ancak bu (tek kılana verilen sevap), onların sevaplarından bir şey eksiltmez.” (Ebû Dâvûd, Salât:52, no:564, 1/210)
TEŞVİK MAHİYETİNDE
“Avnü’l-Mabûd”da zikredildiğine göre; bu hadîs-i şerif, Allâh-u Teâlâ’nın fazl-u kereminin kemalini ve rahmetinin genişliğini beyan etmektedir. Tabî ki bu müjde, cemaati kaçırması, kişinin kendi kusurundan kaynaklanmaması şartıyladır.
Herhâlde Allâh-u Teâlâ kişiye, cemaate katılmayı niyet ettiği için, cemaat sevâbının aslını, kaçırdığına üzüldüğünden dolayı da bir kat fazlasını ihsân etmektedir.
Dolayısıyla bu hadîs-i şerifler, her hâlükârda cemaate kavuşmaya teşvik mâhiyetinde değerlendirilmelidir. (Azîmâbâdî, Avnü’l-Ma‘bûd, sh:288)

selam ve dua ile..