Rahmi alınan kadın
Sual: Rahmi tamamen alınan kadından hayz kanı gelir mi?
CEVAP
Hayır, gelmez. Doktorlar, rahmin tamamı alınırsa, kan gelmeyeceğini bildiriyorlar. Eğer kan geliyorsa, başka bir hastalıktan olur.

Kadının âyise yaşı
Sual: Kadın kaç yaşından sonra âdetten kesilmiş sayılır?
CEVAP
Hanefi’de 55 yaşından sonra kan gelse de artık âdet sayılmaz. Fetva da böyledir. Bazı âlimlere göre, kadın siyah ve koyu kırmızı kan görürse hayız olur. Eğer akıntı, sarımtırak, yeşilimsi ve toprak renginde ise özür sayılır.

Âyise yaşı
Sual: Âyise yaşını hesaplarken, miladî yaşı mı, hicrî yaşı mı esas almak gerekir?
CEVAP
Hicrî yaş esas alınır. Âyise, hayzdan kesilmiş, yaşlı kadın demektir. Âyise yaşı, Hanbelî’de 50, Hanefî’de 55, Şâfiî’de 60, Mâlikî’de 70’tir. Bu yaşlardan sonra gelen kan, hayz olmaz, istihaza olur. Yaklaşık miladî 53 yaş 3 aylık olan kimse, hicrî 55 yaşına girmiş olur. Miladî yıl, 1,0307 ile çarpılınca, hicrî yıl bulunur. Mesela, miladî 68 yaşında olan biri, 1,0307 ile çarpılırsa, 70 bulunur.

Tırnak kesmek
Sual: Hayzlı iken kesilen tırnağı ve dökülen saçları guslederken yıkamak gerekir mi?
CEVAP
Hayır, gerekmez. Hayzlı iken tırnak kesmek caiz, cünüp iken tırnak kesmek mekruhtur.

Üç gün hayız olmak
Sual: (3 gün kan gelince hayız olur) deniyor. 3 gün nasıl hesaplanıyor? Mesela bir kadından ayın birinde saat dokuzda kan geldi, ayın ikisinde de devam etti. Üçüncü gün saat dokuza kadar devam etti. Bu kadının hayzı 3 gün mü oluyor?
CEVAP
Hayır, 2 gün kan gelmiş oluyor, hayız olmaz. Hattâ bu kan, dördüncü gün saat sekize kadar sürse, sonra kesilse yine hayız olmaz. Hayız olması için tam 3 gün, yani 72 saat sürmesi lazımdır. Bu 3 günü doğru tesbit etmek için, gün olarak değil, saat olarak hesaplamalı. Mesela birinci gün saat dokuzda başlasa, dördüncü gün saat sekizde bitse, toplam 71 saat eder. 72 saati doldurmadığı için hayız olmaz. Bunun için, hayız cetveli tutmak lazımdır. Kanın durmadan 3 gün hep akması lazım değildir. Her gün biraz akmışsa, o gün hep aktı kabul edilir.

Bir gusül yeter
Sual: Cünüpken hayız gören kadının, hayızdan temizleninceye kadar guslü geciktirmesi caiz midir? Veya hayızlı iken, ihtilâm olsa veya herhangi bir şekilde cünüp olsa, her ikisi için bir gusül kâfi midir?
CEVAP
Hayızlı kadın ihtilam olsa veya herhangi bir şekilde cünüp olsa, ikisi için bir gusül kâfidir. Bunun gibi, bayramın ilk günü cumaya rastlasa, bir gusül, hem bayram, hem cuma için yeterli olur. (Halebi-yi sagir)

Hayızlı, cünüpten farklıdır
Sual: Bid’at ehli bir hoca, (Hayzlı kadın, cünüp gibi, kasık tıraşı olamaz, ağzını yıkamadan yiyip içemez, göğsünü yıkamadan çocuğunu emziremez) diyor. Hayzlı kadınla cünüp farklı değil mi?
CEVAP
Evet, farklıdır. Cünübün elini ve ağzını yıkamadan yiyip içmesi tenzihen mekruhtur, çünkü ağzına aldığı su, müstamel olur. Müstamel suyu içmek ise mekruhtur. Hayızlı kadın böyle değildir. Çünkü onun gusletmesi emredilmedi. Cünüp iken kasık tıraşı mekruh olduğu halde, hayzlıya mekruh değildir. Hayzlı, göğsünü yıkamadan, çocuğunu emzirebilir. Cünüp kadının ise, yıkamadan emzirmesi mekruh olur. (Hindiyye, Redd-ül Muhtar, S. Ebediyye)

Hayızlı ile cünübün yanında Kur’an okunsa, cünübe, temizlenince tilavet secdesi vacib olur, hayızlıya ise vacib olmaz. Çünkü tilavet secdesi namaz kılması farz olana vacibdir. Hayızlı kadına, hayzı bitinceye kadar namaz kılmak farz değildir. (Dürer ve gurer, S. Ebediyye)

Yemek yerken niyet
Sual: Yemeğe başlarken, ibadet etmeye kuvvet kazanmak için niyet ediyoruz. Hayızlı iken ibadet edilemediğine göre, böyle niyet etmiyorum. Niyet etsem mahzuru olur mu?
CEVAP
Mahzuru olmaz, aksine öyle niyet etmek gerekir. İbadet denince, sadece namaz anlamamalı. Farz ibadetlerin yanında sayısız nâfile ibadet vardır. Mesela zikir çekmek de ibadettir.

Hayızlı kadın, her namaz vaktinde abdest alıp, seccadesi üzerinde, o namazı kılacak kadar zaman oturup tesbih okursa, salevat getirirse, dua ederse veya herhangi bir zikir yaparsa, en iyi kılmış olduğu bir namazın sevabını kazanır. (Ey Oğul İlmihali)

Onun için hayızlı olan da, ibadete kuvvet kazanmak için niyet etmelidir. Zekât veya sadaka vermek, fakirleri doyurmak veya giydirmek de ibadettir. Bu ibadetleri yapabilmek için de kuvvete, mala ihtiyacımız vardır. O kuvveti ve malı kendinde bulamayan, bu ibadetleri yapmaktan ve sevablarından mahrum kalır. Bunlar için de, niyet ve dua etmeliyiz.