Bilgilendirme : Bu konu 836 gün önce baþlatýldý . Konu baþlangýnç tarihi güncel deðilse Konu güncelliðini yitirmiþ yada bu konu ile ilgili son cevap yazýlmýþ olabilir. Eðer yazýnýz doðrudan bu konu ile ilgili deðil ise yeni bir konu baþlatmanýzý tavsiye ederiz....
RESSAM VAN GOGH ÝLE SERDAR YILDIRIM
Zaman gezgini olarak bir araya geldik. Ben bu hikayenin yazarý Serdar Yýldýrým ve dünyanýn gelmiþ geçmiþ en büyük ressamý olarak adý anýlan Hollandalý Van Gogh. Paris'te bir müzayede salonunda Van Gogh'un "Kafede Akþam" adýndaki tablosu satýldý. Yüzden kapý açýldý. Yüz on, yüz yirmi derken, iki yüz milyon dolara alýcý buldu. Van Gogh her pey sürüþte vay be, vay be dedi, durdu.
Ben: " Sayýn Van Gogh, bu bir dünya rekoru. Bugüne kadar hiçbir ressamýn
Bu konu 19863 kez görüntülendi 36 yorum aldý ...
Serdar Yýldýrým Hikayeleri
19863 Reviews
-
- Offline
Uye No : 67683
Serdar Yýldýrým Hikayeleri
RESSAM VAN GOGH ÝLE SERDAR YILDIRIM
Zaman gezgini olarak bir araya geldik. Ben bu hikayenin yazarý Serdar Yýldýrým ve dünyanýn gelmiþ geçmiþ en büyük ressamý olarak adý anýlan Hollandalý Van Gogh. Paris'te bir müzayede salonunda Van Gogh'un "Kafede Akþam" adýndaki tablosu satýldý. Yüzden kapý açýldý. Yüz on, yüz yirmi derken, iki yüz milyon dolara alýcý buldu. Van Gogh her pey sürüþte vay be, vay be dedi, durdu.
Ben: " Sayýn Van Gogh, bu bir dünya rekoru. Bugüne kadar hiçbir ressamýn tablosu böylesine astronomik fiyata satýlmadý. "
Van Gogh: " Arkadaþ, bilmem inanýr mýsýn, ben birkaç tablomla birlikte bu tablomu da mahalle bakkalýna býrakmýþtým. Tanesine on gulden dersin demiþtim. O zamanlar on gulden iki dolar ediyordu. Tablolarý alan olmadý. Biri satýlsa zeytin, peynir ve ekmek alacaktým. Zaman bana çok zalim davrandý. Yetenek var ama açsýn, býrak Van Gogh'un aklý kaçsýn. Çýldýrmak iþten deðil. "
Ben: " Sayýn Van Gogh, siz ortaya çýksanýz, ben bu tabloyu yapan ressam Van Gogh'um deseniz. Tablonuzu satýn almak için, fiyat artýran þu dolar milyonerleri, size yüz dolar baðýþ yapmazlar. "
Van Gogh: " Sen de abarttýn ama yüz dolar vermezlermiþ? Ben de elli dolar isterim. Vermezlerse intihar ederim. "
Van Gogh müzayede salonunun orta yerine çýktý. Ellerini havaya kaldýrdý. Kendini tanýttý. Salondakilerin aðzý açýk kaldý. Doðru dediler, bu Van Gogh. Rica etsem bana elli dolar verebilir misiniz? dedi. Baþlar öne eðildi.
" Neden ama ? " dedi, Van Gogh. " Herkes bir dolar verse elli dolar toplanýr. Bana karþý bu cimrilik neden? "
Sessizlik bir süre devam etti. Sonunda ön sýrada oturan bir holding sahibi, þimdi size o parayý verirsek hayatýn sýkýntýsýndan kurtulur, rahatlarsýnýz. Bir daha böylesine üst düzeyde resimler yapamazsýnýz diye endiþe ediyoruz, dedi.
Serdar Yýldýrým ayaða fýrladý ve gür sesiyle haykýrdý: " Hayýr, " dedi. " Yalan söylüyorsun. Van Gogh yaþarken parasal yardým yapýlsaydý çok daha üst düzeyde, çok daha kaliteli resimler yapardý. O zamanýn insanlarý, nasýlsa bu da ötekiler gibi tarihin karanlýklarý arasýnda kaybolup gider, diyerek yardým etmediler. Kim bilir nice ressam, heykeltraþ, yazar, þair, sporcu, besteci ve diðer sanatsal uðraþ içinde olanlar karanlýklarda kaybolup gitti. Binde bir böyle kaybolmayanlardan biri olan Van Gogh'un eseri milyon dolara satýlýyor. Siz aslýnda insanlýðýn geleceðini satýyorsunuz ve gelecek yok oluyor, bunu fark edemiyor musunuz? "
Serdar'ýn haykýrýþýna cevap veren olmadý. Müzayede salonunda birkaç dakika sonra iki adam kalmýþtý. Sessizliði Van Gogh bozdu: " Sen haklý çýktýn Serdar, intihar etmeye gidiyorum. "
Serdar: " Dur Van Gogh. Yýl 2018. Senin kadar olmasa da ben de zor durumdayým. Bir iþ bulmaya kalksam, hikaye yazma iþini býrakmam gerekir. Otuz dört yýllýk bir uðraþtan vazgeçemem. Bak ben intihar etmem, sen de intihar etme. "
Van Gogh: " O zaman gel beraber intihar edelim. "
Serdar: " Hayýr. intihar yok. Acýlara birlikte göðüs gereceðiz ve galip geleceðiz. Þimdiye kadar hiç yenilmedim ve sen de yenilmezsin. Önümüze çýkarýlan engelleri yýkýp geçelim. "
Serdar anlattýkça Van Gogh'un yüzü bembeyaz kesildi. O'nun anlattýklarýný baþýný indirip kaldýrarak tasdik etti. Sen haklýsýn, ben bir ellerimi yýkayýp geleyim, dedi. Yerinden kalktý, lavaboya doðru yürüdü.
Aradan zaman geçti. Tabanca sesi duyuldu. Serdar lavaboya koþtu. Van Gogh yerde yatýyordu. Serdar gözyaþlarý içinde kaldý. Elli dolar verseler ne yapar eder Van Gogh'a iki tablo yaptýrýrdým. Bu iki tablo onlarýn elli dolarýný fazlasýyla karþýlardý. Van Gogh gerçek hayatýnda tabanca ile yaþamýna son verdiðinde otuz yedi yaþýndaydý ve hep otuz yedi yaþýnda kaldý. 1853-1890 yýllarý arasýnda yaþamýþ yoksul bir ressamdý. Kendisini saygýyla anýyorum.
SON
-
- Offline
Uye No : 67683
KELOÐLAN ÇATALTEPE TEKFURU'NA KARÞI
Günler geçer, aylar geçer, aylar geçer, taylar geçer. Aradan yüzyýllar geçse de bu masalý okuyan baylar, bayanlar geçer.
Bu masalý okuyanýn
Yaþý kaç olursa olsun,
Ýyilik sýrdaþý olsun,
Yüreði sevgiyle dolsun.
Masal Keloðlan masalý ama önce Keloðlan'ý deðil de, Çataltepe Tekfuru'nu tanýtmakla iþe baþlayalým. Bu tekfur ovaya sur yaptýrýr da kalesini kurdurur mu? Kurdurmaz. Neden? Çünkü zalim. Dað tepelerinde, çataltepelerde fýrýldaðýný maharetle çevirecek. Düzden, ovadan geçen kervanlarý soyduracak. Elma soymak baþka, kervan soymak baþka.
Köy ve kasabalara saldýr, insanlarý yarala, öldür.
Bre geri zekalý tekfur, dur bakalým, geri dur.
O yörede yaþayan insanlar, tekfur belasýna dudak bükmüþler, son çare olarak Keloðlan'a gitmiþler. Olmazý olduran, nice kötülere dersini veren Keloðlan kýrk, elli deðil, yüz kiþiye olur, demiþ. Yardým ederim, demiþ. Yüz kiþi gidince Keloðlan yüz elli gün düþünmüþ ama çare bulamamýþ:
" Bir kuru canýmla ortaya çýksam
Zalim tekfura yeter artýk desem
Tekfur bin askerini üstüme salsa
Bir türlü çýkmadýk þu canýmý alsa
O zaman ne olur, ne deðiþir?
Ben yolcu, tekfur hancý
Daha çok halkýn üstüne çöreklenir.
Canýmý tehlikeye atmadan, tekfurun hakkýndan gelmeliyim. Gücüm yetmiyorsa yardýmcý veya yardýmcýlar bulmalýyým. Ama nasýl, kimi ya da kimleri? "
Keloðlan yüz elli gündür düþünüyor ya bir yüz elli gün de benden oldu mu sana üç yüz gün. Bir yýl bile deðil. Tekfurun soyu babadan oðula bin yýldýr hüküm sürüyor. Keloðlan bin yýllýk saltanatý yýkmak için, varsýn biraz daha düþünsün.
Günlerden bir gün Keloðlan bir düzlükte kendi etrafýnda dönerek bir daire çizmiþ ve bu dairenin içine kendini hapsetmiþken, bir ses duymuþ: " Hemþerim, dönüp durma sonra baþýn döner, yere düþersin. "
Keloðlan sesi duymuþ, durmuþ, baþý dönmüþ ve yere düþmüþ. Keloðlan'ýn yere düþmesine sebep olan zincir koparanmýþ. Zincir koparan Keloðlan'ý yerden kaldýrmýþ. Bunlar konuþmuþlar, konuþtukça birbirlerine alýþmýþlar. Dertlerini anlatmýþlar ve bir ortak paydada birleþmiþler: Tekfur zaliminin zulmüne dur demek gerekliymiþ.
Keloðlan ile zincir koparan Çataltepe'ye týrmanýp naralar atarak tekfurun kalesine saldýrmýþlar ama tekfurun askerleri onlarý yakalayýp zindana atmýþ. Askerler gittikten sonra Keloðlan'ýn üzgün halini gören zincir koparan sormuþ: " Ne o Keloðlan, çok üzgünsün? Þimdi dert çekecek zaman mýdýr? Bir an önce buradan kurtulmaya bakalým. "
Bunun üzerine Keloðlan: " Nasýl üzülmem! Þuna baksana seni zincirle baðladýlar, üstüne kýrk kilit astýlar. Beni ise, adam yerine koymadýklarý için, sadece iple baðladýlar, ne kilit, ne bir þey. "
" Daha iyi ya Keloðlan, sen bir çabuk kurtulmaya bak. Benim iþim uzun sürecek. Hem bana yardým edersin. Zinciri koparýrým da þu kilitler baþa bela. Kalede ne kadar kilit varsa üstüme taktýlar. Beni tanýdýklarý için, zinciri bolca sardýlar. "
" Senin düþünceni seveyim zincir koparan. Sevinmem gerekirken üzülüyormuþum. Önemli olan, tekfurun kötülüklerine son vermek. Ýnsanlarý bu beladan kurtarmak. Önder ha sen olmuþsun ha ben. Varsýn ben senin izinden gideyim. Sen yeter ki tekfurun saltanatýný yýkacak çareyi bul. "
" Acele et Keloðlan, tekfurun kilitleri anahtarla açýlmaz. Bu kilitleri kýrmak gerekir. Buradan kurtulduktan sonra dað devirene gideceðiz. Dað deviren tekfurun sarayýný da, üstünde bulunduðu Çataltepe'yi de devirir. "
" Dað deviren mi? O da kim? "
" Görürsün Keloðlan, görürsün. Çataltepe'yle birlikte tekfurun sarayý yerle bir olunca onu görürsün. Dað devirenin farkýna varýrsýn. "
Keloðlan ile zincir koparan tekfurun sarayýndan kurtulduktan sonra dað devirenin yanýna gitmiþler. Zincir koparan olanlarý dað devirene anlatmýþ ve yardým etmesini istemiþ. Yýllardýr zalim tekfur hakkýnda anlatýlanlarla bilenmiþ olan dað deviren zincir koparanýn dürtmesiyle harekete geçmiþ. Çataltepe'yi kaldýrdýðý gibi yere vurmuþ. Ortalýðý bir toz bulutu kaplamýþ. Yarým saat sonra toz bulutu kalkýnca ortada ne Çataltepe ne tekfur kalmýþ. Adýný kimse bilmeyeceði için, tekfur tarihin karanlýklarýnda kaybolmuþ.
SON
Yazan: Serdar Yýldýrým
-
-
- Offline
Uye No : 67683
AVCI KELOÐLAN
Bir varmýþ, pir varmýþ, pir nereye varmýþ? Pir nereye varmýþsa pire de oraya varmýþ. Daha sonra pir pireyi topraða dikmiþ. Pire toprakla birleþmiþ. Pir kaçmýþ, pireyle toprak kovalamýþ. Toprak yapraða dönüþünce pire yalnýz kalmýþ. Bu sefer pireyle yaprak kaçmýþ, pir kovalamýþ. Tekerleme böyle uzar gider, bir deðil bin sayfa yazsam da sonu gelmez. Biz yolu uzatmayalým, kestirmeden dönelim, þu yazdýðým Keloðlan masalýný övdükçe övelim.
Kadim zamanlarda bir Keloðlan yaþarmýþ. Hey benim boyuna posuna kurban olduðum, güler yüzlü, temiz sözlü, can bülbülüm, huma kuþum. Sen olmasan ben derdimi, kederimi kimle, nasýl paylaþýrým? Sen hep var ol, korkma, ben adýný sonsuza dek yaþatýrým. Benim adým da varsýn Keloðlan adýyla kaynaþýversin, kim bunu fark eder ki?
Keloðlan anasýnýn zorlamasýyla eline ok ve yay alýp ava çýkmýþ. Keklik, tavþan, ceylan ne bulursa vurup getirecek ve evde anasýyla birlikte piþirip yiyecekmiþ. Ok yaya takýlmýþ, yay gerilmiþ, Keloðlan'ýn sað kaþý kalkmýþ, niþanýný almýþ ama av nerede? Av yokmuþ. Aðaç tepelerindeki maymunlar, Keloðlan ormana girdiði andan itibaren seranat vermeye baþlamýþ. Ormanda Keloðlan'ýn avlanmaya geldiðini duymayan kalmamýþ. Orman sakinleri inlerine, kovuklarýna saklanmýþ. Keloðlan okla yayý býraksa onlar saklandýklarý yerden çýkar mýymýþ? Tabi ki çýkarmýþ. Keloðlan okla yayý býrakýnca keklik, tavþan, ceylan ortaya çýkmýþ ve Keloðlan hoþ geldin deyip yanýna gitmiþ. Keloðlan bu duruma çok þaþýrmýþ, aklýný daðlardan, tepelerden aþýrmýþ. Nereden aklýma esti de okla yayý býraktým diyerek söylenmiþ. Bu ekþi duruma dayanamayýp tatlý olmak isteyen kalem dillenmiþ: " Ya býrak çaktýrma Keloðlan, ne güzel yazýyordum. Sen bir fýrtýnasýn esip geçersin, fýrtýnanýn esmekten korktuðunu ilk kez görüyorum. "
" Hadi oradan kalem çaktýrdým, bu olaya fal baktýrdým. Girit'e gitmek için, sal yaptýrdým. "
Bu masalý yazmakta olan Serdar Yýldýrým devreye girmiþ. Anýnda sigorta atmýþ, ortalýk aydýnlanmýþ. Serdar Yýldýrým dost elini Keloðlan'a uzatmýþ. Keloðlan dost eli sýkmakla kalmamýþ, Serdar'a sarýlmýþ: " Kusura bakma Serdar, elime ok ve yay alýp ava çýktým. Çýktým da ava çýktýðýma iki bin piþman oldum. Ya medet, beni bu çýkmazdan kurtarýrsan sana bir gül demet. Ava çýktým, avcý olamadým ama avlarla arkadaþ oldum. Bir koluma geyik diðer koluma ceylan girmiþ, tepemde keklik, nereden geldi bilmem, bende kalýcý oldu bu ürkeklik. "
Serdar: " Aman Keloðlan, yaman Keloðlan, daðlar baþý, duman Keloðlan. Senin ürkeklik sandýðýn aslýnda cesaret, sen can alýcý olmayý bilerek terk et. Avcý can alýrsa deðildir cesur, onda vardýr mutlaka bir kusur. Tavþan, ceylan, keklik senden korkmuyor, onlar iyiyi, kötüyü birbirinden ayýrýyor. Sen avcý onlar av ama korkmuyorsa av avcýdan, bu senin büyüklüðündendir, erdemindendir. "
Keloðlan: " Ýyi, güzel diyorsun da anam elime ok ve yay verdi, git bir av vur, getir, piþirip yiyelim, dedi. Þimdi eli boþ dönersem, anam beni eve koymaz. "
Bunun üzerine Serdar: " Sýkma canýný Keloðlan. Annenle ben konuþurum. Bu iþ için, sana kýzmaz. "
Ýkisi birlikte eve gitmiþler. Serdar'ýn sözleri üzerine anasý Keloðlan'ý affetmiþ. Onlarý tarhana çorbasý içmek için, eve davet etmiþ. Çorbalar içildikten sonra sohbet etmiþler. Sonra yatýp uyumuþlar. Sabah olunca Serdar bana müsaade deyip aralarýndan ayrýlmýþ. Masalýmýz da burada bitmiþ.
SON
-
- Offline
Uye No : 67683
KELOÐLAN LEYLEKLERÝN PADÝÞAHI
Mýsýr'da yaþayan leylekler nisan ayý gelince havalar ýsýnmaya baþlar baþlamaz Anadolu'ya göç edermiþ. Senelerden bir sene mart ayýnýn ortasýnda kar yeni kalkmýþken bir leylek Anadolu'ya gelmiþ ve Keloðlan'ýn evinin bacasýna yuva yapmýþ. Keloðlan þaþkýn, anasý þaþkýn leyleðe bakakalmýþlar.
Keloðlan: " Var bunda bir iþ. " demiþ.
Anasý: " Aldýrma oðlum, erkenci leylektir. " deyip geçiþtirmiþ.
Keloðlan ertesi gün ocaðýn içinde bir altýn bulmuþ. Sonraki gün bir altýn daha bulunca çatýya çýkmýþ. Anlamýþ ki, altýnlarý bacadan aþaðý atan leylektir.
Keloðlan: " Leylek leylek, güzel leylek, bir derdin var senin, anlat leylek. " demiþ.
Leylek: " Keloðlan Keloðlan, bende de sende de vardýr iki göz , benim derdimi sen çöz. "
Keloðlan: " Leylek leylek, kanatlý leylek, kýrmýzý gagalý, altýnlý leylek. Senden ferman, benden derman. "
Bunun üzerine leylek derdini anlatmýþ: Leyleklerin padiþahý olduðunu, Mýsýr'da yaþadýðýný, dünyanýn dört bir yanýndaki leyleklere hükmettiðini ama tahtýný býrakacaðý bir varisinin olmadýðýný belirtmiþ. Uzun araþtýrmalar, bilgelerden, bilginlerden yardým istemeler sonuç vermemiþ ve bir gece rüyasýna giren Keloðlan'ýn yönlendirmesiyle geldiðini söylemiþ. O keloðlan sendin Keloðlan, bende altýn çoktur Keloðlan, sözümde yalan yoktur Keloðlan, derdime çare buldur Keloðlan.
Keloðlan ezilmiþ, büzülmüþ, geniþlemiþ, daralmýþ. Þapkasýný çýkarmýþ, kel baþýný kaþýmýþ:
" Ey leyleklerin padiþahý, buraya gelirken neden eþinizi getirmediniz, sarayda mý býraktýnýz? " diye sormuþ.
Leylek: " Benim hiç eþim olmadý ki. " demiþ.
Keloðlan: " Eþiniz olmazsa yavrunuz olmaz. "
Leylek: " Yavrumun olmasý için mutlaka eþimin olmasý mý lazým? Yýllardýr beni bu yönde uyaranlarý zindana attýrmýþtým. Þimdi kafama dank etti. Þu üstüne oturduðum çuvaldaki altýnlar senin. Derdime çare buldun. Teþekkürler Keloðlan. "
Leyleklerin padiþahý uçup gitmiþ. Keloðlan altýnlarý almýþ. Kendine bir saray yaptýrmýþ. Kellerin padiþahý olduðunu ilan etmiþ. Dünya güzeli bir kýzla evlenmiþ.
Bir yýl sonra nisan ayýnda Anadolu'ya gelen leyleklerden biri, Keloðlan'ýn sarayýnýn bacasýna yuva yapmýþ. Bu postacý leylekmiþ ve leyleklerin padiþahýndan bir mektup getirmiþ. Mektupta, artýk eþim var, stop, dört yavrum oldu, stop, senden ne haber, stop, yazýlýymýþ.
SON
-
- Offline
Uye No : 67683
KELOÐLAN DEV FARE
Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir dev fare varmýþ. Aha manda kadarmýþ.
Fare, fare, dev fare, nasýl geldin bu hale?
Ne yedin de böyle oldun, bir göründün, bir kayboldun.
" Daðda, bayýrda gezerim, ne bulursam onu yerim.
Kedilerin düþmanýyým, yakalarsam kedi de yerim. "
Aman fare, yaman fare, baþý büyük, kocaman fare.
Sakýn kasabaya gitmeyesin, insanlarý üzmeyesin.
" Aman insan, yaman insan, baþý küçük, kösemen insan.
Kasabaya gidiyorum, insanlarý üzüyorum. "
Dev fare arkasýnda yüzlerce normal fare olduðu halde kasabaya giriþ yapmýþ. Þarkýlar söyleyerek sokaklarda gezmiþler. Ortalýkta ne bir insan, ne bir kedi görünmüyormuþ. Dev fare ve arkadaþlarý, bu kasabada günlerce kalmýþlar. Kilerlerde, ambarlarda ne varsa yiyip bitirmiþler.
Bir gün kasaba dýþýndaki yolda nöbet bekleyen fareler, ileriden gelen kel kafalý bir genci görmüþler. Durumu dev fareye bildirmiþler.
Dev fare: " Sakýn bu Keloðlan olmasýn? Adýný çok duydum ama kendisini hiç görmedim. Gidin sorun bakalým kimmiþ, neyin nesiymiþ? Eðer bu Keloðlan ise, yandýðýmýzýn resmidir. Bizi bir dakika bu kasabada tutmaz, bilmiþ olasýnýz. "
Bunun üzerine oradaki farelerden biri: " Aman efendim, siz neler söylüyorsunuz? Gelen Keloðlan olsa ne olacak? Bize ne yapabilir ki? Ýzin verin onu geldiði yere kadar kovalayalým. "
Dev fare: " Kimi kovalýyorsun? Keloðlan senden, benden kaçar mý sanýyorsun? O korkmaz, korkutur. Yenilmez, yener, ezilmez, ezer. Kaybettiði görülmemiþtir. "
Farelerden biri gitmiþ ve az sonra geri dönmüþ. Gelen genç Keloðlan'mýþ. Dev fare Keloðlan'ýn karþýsýna çýkmýþ. Onu saygýyla selamlamýþ. Hoþ geldiniz, demiþ.
Dev fareyi görünce Keloðlan'ýn aklý baþýndan gitmiþ. Çok korkmuþ, bir aðacýn arkasýna saklanmýþ: " Uy anam, o neydi öyle? Kocaman, öküz kadar! Etraf fare dolu. Bu onlarýn babasý olsa gerek. Öküz faresi mi desem, fare öküzü mü desem? Beni yakalarsa yer bu ya. Yandým ki hem ne yandým. " diye söylenirken, dev farenin sesini duymuþ:
" Keloðlan Bey, saygýdeðer Keloðlan Bey, nasýlsýnýz, iyi misiniz? "
Bunun üzerine Keloðlan önce saklandýðý aðacýn arkasýndan baþýný çýkarmýþ, durum vaziyetini kontrol etmiþ, ortamýn müsait olduðunu görünce ortaya çýkmýþ. Bakmýþ dev fare karþýsýnda el pençe, divan duruyor: " Seni gidi minik, beni niye korkuttun bakayým? Gel buraya kulaklarýný çekeyim. "
" Aman efendim, ben kim, sizi korkutmak kim? Asýl ben sizden çok korkuyorum. "
" Yapma ya..! Minik, benden niye korkuyorsun çabuk söyle bakalým? "
" Sizi tanýmayan, Keloðlan adýný bilmeyen yoktur. Ben daðdan geldim. Oralarda herkes sizin baþýnýzdan geçen olaylarý anlatýyor. Ýnanýn sizin hikayelerinizi dinleyerek büyüdüm. "
" Büyümüþsün ama fazla büyümüþsün. Bundan sonra benim hikayelerimi az dinle. "
" Hani siz iyisiniz ama rakipleriniz kötüdür. Ben sizin tarafýnýzdan olmak istiyorum. Bugün burada olanlarý duyanlar beni kötü bilmesinler. Kasabalýlarýn biraz yiyeceðini yediydik. Þu iki çuval altýn zararý karþýlar. Ben bu altýnlarý daðda sebze, meyve satarak kazandým. Ayrýca kasabalýlardan özür diliyorum. Þimdi daðlara dönüyorum ve bir daha daðdan inmem. "
" Yolun açýk olsun, güle güle git. Kimse seni kötü bilmez, merak etme. "
Daha sonra dev fare ve öbür fareler þarkýlar söyleyerek kasabayý terk etmiþ. Altýnlar kasabalýnýn zararýný karþýlamýþ. Kasabalýlar, Keloðlan için, eðlenceler düzenlemiþler, ziyafetler vermiþler. Böylece Keloðlan kasabalýlarý farelerden kurtarmýþ olmuþ.
SON
-
- Offline
Uye No : 67683
KELOÐLAN DÜDÜK HELVA
Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir iþte çalýþmayan, gezip dolaþmayý seven bir Keloðlan varmýþ. Bu Keloðlan komþu kasabada gezerken, tellanýn sesini duymuþ: " Ey ahali, duyduk duymadýk demen, yola çýkýverin hemen, menekþe sokaðýnda, yengenin konaðýnda helva günü yapýlýyor. Buyrun davetlisiniz, gelin helva yersiniz. "
Tellalýn söylediklerini duyan Keloðlan soluðu yengenin konaðýnda almýþ. Konaðýn bahçesinde ateþler yakýlmýþ, kazanlar kaynýyormuýþ. Yengenin kocasý, konaðýn dayýsý bir seçici kurul oluþturmuþ. Dayý, on kiþilik seçici kuruldan en akýllý gördüðü Keloðlan'ý kurul baþkaný seçmiþ.
Dört kazan baþýnda dört yarýþmacý varmýþ. Bunlardan ikisi adam, ikisi kadýnmýþ. Helvalar piþtikten sonra tabaklar dolusu helva daðýtýlmýþ. Keloðlan her birinden birer tabak olmak üzere dört tabak helva yemiþ. Üstüne iki bardak su içmiþ. Ýnsanoðlu açken dünyaya karamsar, tokken gülümser bakarmýþ. Keþke haftanýn yedi günü, yedi konakta böyle ziyafet verilse. Bugün burada helva, yarýn baþka yerde dolma, öbür günler köfte, pilav, börek, çörek, kek. Karným tok olduktan sonra neden çalýþayým. Yer, içer, yatar, keyfime bakarým, demiþ Keloðlan, anlatmýþ, durmuþ.
Sonunda karar aný gelmiþ. Seçici kurul toplanmýþ. Konak sahibi yenge dokuz oy almýþ. Keloðlan, hepsi güzeldi ama hocanýn helvasý bir baþka güzeldi diyerek, Nasreddin Hoca'ya oy vermiþ. Hey gidi Nasreddin Hoca, hey! Senin yaptýðýn helvayý yerken tahta kaþýðýný kýranlardan oy alamadýn. Fakirsin ya, aðzýnla kuþ, elinle balýk tutsan yaranamazsýn.
Keloðlan, Nasreddin Hoca'ya oy vermiþ ama dayý araya girmiþ: " Olmaz Keloðlan, Nasreddin Hoca'ya oy versen ne olacak? Bugün buradan oylarýn tamamýný alan bir birinci çýkacak. Nasreddin Hoca'ya boþ ver, yengeye oy ver. "
Keloðlan'ýn kararlý olduðunu gören dayý: " O zaman seçici kurulla birlikte Dað Dede'ye gidelim. Dað Dede'nin oyu yarýþmayý sonlandýrsýn. " demiþ ve Dað Dede'nin yaþadýðý maðaraya gidilmiþ. Dað Dede, dayýnýn dedesiymiþ. Yüz dört yaþýndaymýþ ama uzun saçý ve bir metrelik sakalý karaymýþ. Hani derler ya, ak sakallý dede, öyle deðilmiþ. Onun saçýný ve sakalýný odun kömürüyle boyadýðý rivayet edilirmiþ.
Dað Dede dört tabak helva yemiþ ve üstüne dört bardak su içmiþ. Dayýnýn hanýmýný iþaret edip yenge demiþ. Dayý, oradakilere otuz iki diþini göstermiþ. Konak sahibi yenge oylarýn hepsini alarak birinci ilan edilmiþ. Konaðýn bahçesine gelince, karar, alkýþlarla, doðrusu buydu, sözleriyle karþýlanmýþ.
Keloðlan bu can sýkýcý ortamda daha fazla kalamayacaðýný anlayýp konaktan ayrýldýktan sonra toprak yolda uzun süre yürümüþ: " Ben istesem de bu düzene ayak uyduramazdým, diye düþünmüþ. Konduðu tasýn þeklini alan su gibi, girdiði ortamda renk deðiþtirip bukelemunlaþan insanlarý sevmiyorum. Yalvarsalar da bir daha bu konaða gelmem.
Ne yengenin helvasýný yerim ne dayýnýn yüzünü görürüm.
Ne kimsenin önünde eðilirim ne de zoraki alkýþlarým.
Ben buyum iþte, benim adým Keloðlan.
Kendisine efendi dememi isteyen dayýya güler geçerim.
Ýnsan büyük, yüce, görkemli bir varlýktýr.
Bütün insanlar eþittir, insanlar arasýnda fark yoktur.
Ne demek öyle efendimiz, kim kimin efendisi.
Ýnsan baþkasýnýn deðil, kendi kendisinin efendisi olmalý. "
SON
Konu Bilgileri
Bu Konuya Gözatan Kullanýcýlar
Þu an 3 kullanýcý var. (0 üye ve 3 konuk)
Benzer Konular
-
Þiirler forum içinde, yazan Serdar Yýldýrým
Yorum: 4
Son Mesaj: 31.Ekim.2024, 18:28
-
Þiirler forum içinde, yazan Serdar Yýldýrým
Yorum: 2
Son Mesaj: 29.Eylül.2023, 21:02
-
Þiirler forum içinde, yazan Serdar Yýldýrým
Yorum: 1
Son Mesaj: 16.Aðustos.2023, 00:36
-
Þiirler forum içinde, yazan Serdar Yýldýrým
Yorum: 1
Son Mesaj: 07.Aðustos.2023, 23:43
-
Bunlarý Biliyormusunuz forum içinde, yazan kaptan-8
Yorum: 0
Son Mesaj: 05.Nisan.2014, 08:41
Yetkileriniz
- Konu Acma Yetkiniz Yok
- Cevap Yazma Yetkiniz Yok
- Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
- Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
-
Forum Kurallarý